AGB'nin reyting ölçümleri, Yeni Şafak gazetesi yazarı Bekir Hazar'ı çıldırttı. Türkiye'de Avrupa'daki diğer ülkelerinin aksine yaklaşık program reytinglerinin 4 saat gibi bir süre sonra açıklandığını ifade eden Hazar, AGB'nin iddialara gülep geçmesine ise bir türlü anlam veremediğini söyledi.
Yeni Şafak'tan Bekir Hazar ise programdaki itirazlarını bugün gazeteki köşesinden sürdürmeye devam etti. İşte Hazar'ın köşesinden AGB rezaleti;
AGB'ye çağrı
Önceki akşam TvNet'te Son Bakış programının konusu AGB'nin yaptığı
 |
| Gazeteciler.com'dan Konur Alp Koz, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurettin Güz, Sabah Gazetesi yazarı Yüksel Aytuğ'un da telefonla katıldığı TV Net'teki canlı yayında Bekir Hazar, AGB'yle ilgili piyasadaki komplo teorilerini sıraladı. Programa telefonda katılan Gazeteciler.com'dan Konur Alp Koz ise 2003 yılında Ankara İletişim Fakültesi'nde sektör temsilcilerinin katıldığı yuvarlak masa toplantılarını hatırlatarak, RTÜK'ü göreve davet etti. Star TV'nin o dönemde raytingler için yaptığı itiraz raporunda yer alan çarpıkları dile getiren Koz, Yunanistan-Türkiye örneğini karşılaştırarak, "AGB'nin Türkiye'deki rayting ölçüm yöntemleri şu anda gelişmekte olan üçüncü dünya ülkeleri için kullanılan yöntemler.
OECD'nin yayınladığı "İletişime Bakış" raporundaki veriler ve sektörel birikimlere bakıldığında , reklamın bu sektörün en önemli idame unsuru olduğunu görürsünüz. Yayıncılık, son yıllardaki yapısı itibariyle dev finansmanların işi haline geldi. Sektör aktörlerinin mevcut sermaye yapılarına bakıldığın da en başından bir adaletsizliğin olduğunu zaten görürsünüz. Reklam dağılımlarında da eşitsizlik olunca, iş çığrından çıkıyor raytingler ise putlaştırılıyor. Büyük bir fetişizm var anlıyacağınız üzere. AGB ise kelimenin tam anlamıyla sektörde terör estirip, kabadayılık yapıyor. Herkes eteğindeki taşı döküp,bu ölçümlerin kimin işine yaradığını açıkça dile getirmeli. Bu ölçümlere itiraz etmeyen yayıncı kuruluşlarının,reklam pastalarından aldığı miktar ne kadardır? Bu oranlar bizim gibi birçok kişi biliyor. Bu konudaki iddiaları burada bir bir sıralasak, dünyadaki örneklerini aktarsak, olay olur. Açıkça dile getiriyorum, kimse bu konuda dürüst davranmıyor" dedi. |
reyting ölçümleriydi.
Milliyet Gazetesi'nden Ali Eyüboğlu da stüdyodaydı. Yayın anında reyting ölçümleri konusunda dozajında eleştirilerde bulundu. Ancak yayın sonrası söylediklerini canlı yayında anlatsaydı olay olurdu herhalde. Sevgili Ali Eyüboğlu'nun ortaya koyduğu çok ilginç anekdotlar vardı. Bazı teknoloji dahilerinin AGB verilerine nasıl solucan gönderip reytingleri değiştirebildiğini anlattı. Meğer reytingler solucan tehdidi altındaymış.
Ve dahası Amerika'dan örnekler verdi Ali. Bu ülkede yapılan reyting ölçümlerinde deneklerin optik gözle izlendiğini, bunun Türkiye'de yapılmadığını söyledi. Şöyle bir düşünün. Evine alet yerleştirilen denek, canı sıkılıyor, televizyonu açık bırakıp mutfağa gidiyor. İki saat kimsenin izlemediği program, seyredilmiş gibi reytinglere yansıyor bu durumda. Halbuki optik göz uygulaması bunları bile ortadan kaldırıyormuş.
Soru işaretleri, AGB üzerindeki kuşkular anlat anlat bitmiyor. Ben “O kadar cevapsız soru var ki ortada, bunları masaya koyarak bin tane komplo teorisi üretirim” dedim. Yayına bağlanan
Gazeteciler.com editörü beni tekzip etti. “Bu kadar soru işareti ile ben bin değil yüzbin tane komplo teorisi üretirim” diyerek... Sabah Yazarı Yüksel Aytuğ bu noktada en önemli ve son noktayı koydu. “AGB yönetimi şeffaf olmalıdır” çağrısı yaptı. Zaten en büyük sorun da bu. Ortada kapılarını kapatmış bir kurum var. Hiçbir soru cevap bulamıyor. Ve bu kapalı kapılar ardındaki kurum Türkiye'nin seyirci profilini oluşturan reyting ölçümlerini yapıyor. Bu ölçümlere göre de program formatları belirleniyor. Bu formatlara göre de seyirci alışkanlıkları, kültürü, yaşam tarzı ortaya çıkıyor. Böylesine bir döngü içinde, merkezin tam ortasında yer alan en sorumlu kurum, Sovyetlerden beter bir kapalı kutu haline geliyor. Sovyetlerin sınırları kapalıydı. Vatandaşları ancak Doğu bloku ülkelerine gidebilirdi. Başka ülkelerde ne olduğunu bilen yoktu. AGB bu görüntüden süratle kurtulmalıdır. Tüm soruları açık yüreklilikle cevaplamadığı sürece öcü gibi kalmaya devam edecektir.
Örneğin Fehmi Koru'nun gündeme taşıdığı “Deneklerden gelen veriler neden İtalya'ya gidip, orada işlem gördükten sonra Türkiye'ye dönüp açıklanıyor?. Aradan geçen saatlerde neler oluyor?” sorusundan başlayabilirler... Tabii başlayabilirlerse...
İşte Bekir Hazar'ın canlı yayında AGB'yi eleştirdiği o sözleri;